Dedim ya, şükretme seansı. İki kolum, iki bacağım, kulaklarım, ses tellerim, korneam ve bilimum şey için. Kısır bir konu aslen…from Twitter
İilk olarak “I will see you in far off places” parçası ile tanımıştım. Dinlerken kim olduğunu bilmiyordum. “Amma nağme yaptı, ne ilginç aksanı var, Türk gibi söylüyor” demiştim.
Zamanla Morrissey’i çok sevdim, You have killed me’si başucu şarkılarım arasına girdi. Söyleyiş biçimi ile ilgili fikrim değişmedi. Ve hâlâ garip bir adam… from Friendfeed
Web siteleri yavaş yavaş yeni yıl için logo giydirmeleri yapmaya başladı. UZMANTV 2010’a hazır görünüyor: http://www.uzmantv.com/
Ek: UZMANTV yeni yıla özel logo çalışmasındaki çam ağacını kaldırmış, bir de üzerine Webrazzi.com’a son dönemdeki gözle görülür yükselişi nedeniyle haber olmuş.

Haberde özetle, haber başlığından da anlaşılacağı üzre, UZMANTV’nin web sitesi olmaktan çıkıp, televizyon olma yolundaki adımlarından bahsedilmiş. Buradan bakılabilir: http://www.webrazzi.com/2009/12/18/uzmantv-internetle-yetinmeyi-dusunmuyor/
Çok ağrıdı bugün başım. Öyle çok. İşim gücüm var, öyle uzun uzun baş ağrısı çekecek, ahlayacak zamanım yok, etme eyleme dedim ama yine de ağrıdı. Klasik grip başlangıçlarından biri gibi… Henüz halsizlik yok ama o da gelir vakti olunca.
Öğle arasında işim de vardı dışarda. Üşüdüm tabii hafiften, yedim rüzyarı kafama kafama. Servisi de kaçırdığımda sebep apar topar evden çıkarken unutmuşum şapkamı evde. Üç kuruş aklım da köprü yolunda zayii oldu.
Gün daha tamamlanmadan, öğle vakti fişim çekilmişti anlayacağınız. Ama sonra o da ne? You’ve got mail! Yeni ofis için parti düzenleniyormuş.
Sağolsun patronlar catering şirketi ile anlaşmış. En güzel aperatifler, en soğuk biralar bizimleydi. Ancak gel gör ki benim bunun tadına varacak kafam yoktu. Haliyle aperatif tabağımdan da vazgeçmeyip işimin başında biramı yudumlamaya devam ettim. Saat 6’yı vurunca da yollarda sürünmemek için servisime koştum. Servisimden inince miller’ımı kapıp eve yollandım. Anlaşılan derdim ofiste olmak falan değilmiş. Evde de bitiremedim bir şişe birayı.
Yeni ofis ile ilgili söyleyeceğim başka şeyler var da, şimdilik kısa kesiyorum.
Hoşçakalın…
En az kendi kadar ilginçti tabii. Buradan bakınız… ya da şuradan. Emin değilim. (:
Günlük, sayfa 30-31
Hediyemiz Björk’ten Play Dead olsun…
(Elbette fizy.com’dan)
Günlük, sayfa 28-29
Elimdeki veri az oldugu icin tanriya sukur seanslarim kisa suruyor, kufretmeye daha cok zamanim kaliyor. Heyo? from Twitter
İstanbul -
Ölü şemsiyeler şehri. from Twitter
Eminim üzerine bolca düşünülmüştür ancak The Verve’in Bittersweet Symphony’si müzikal olarak Ülker markası ile uyuşamamış sanki.
Bahanemiz acı tatlı 65 yıl. Ülker 65. Yıl kampanyası ile ilgili bilgi sahibi olmayanlar şuradan reklam serisini izleyebilir.
Sadece parçayı dinlemek istiyorum diyenler için Fizy.com var. Bittersweet Symphony için şuraya…
Say hello (=
squaredoor: Kareena Zerefos, hello owl
Yağmur -
Kimsenin ofisten cikarken boyle bir yagmura yakalanacagini tahmin ettigini zannetmiyorum. Ya o semsiyeyi cantamda unutmus olmasaydim? from Twitter
Muazzam! -
Muazzam! Ne güzel kelime… Ağız dolusu “muazzam!” demek istiyorum. Hakkını veriyor zira.
Kendimi iki cilttik TDK sözlüğünün m ve t maddelerinde kaybetmekten korkuyorum. Bütün güzel kelimeler ya Osmanlıca ya da Farsça’dan geliyor. Çoğu da ya m ya da t harfi ile başlıyor. Neden acaba?
"Undo" -
Facebook mesajlaşma aparatında “undo” özelliği aradım, mamafih bulamadım. Gmail aşkı adına! Her şeyine bu kadar da alıştırılmaz ki canım… from Twitter