Latest on twitter:
Havaalanlarında/süpermarketlerde unutulan/kaybolan, hiperaktif/siberaktif çocuk!
E-mailme
Mobile blog
| inTwitter
| Nâmüsait Apokaliptik Yayla
| inFriendfeed
| Elke Schmitter kimdir?
| Bana bir şeyler sormak istemez misin?
Basili mecradan vazgecip, egitimim ile ilgisi olmamasina ragmen internet sektorune gecmis ve bunu dogru zamanda yapmis olmak. Hatta daha erken bile olabilirdi…
Serkancim, simdi bu soruyu basiretimin tutuldugu an olarak mi alayim yoksa en isabetsiz kararim olarak mi? Ikisi farkli seyler malum… Zira sen, farkinda olmadan, cok yanlis bir Turkce de olsa ikisini tek potada eritmissin.
Keane – Nothing In My Way parçası. Last.fm’imde yazan doğru çıktı… Bir de I’m Kloot’un Because’u var ama o genelde mobile haldeyken dinlenmiş sanırım. Burada çıkmadı… Bir ara da Blue States – Season Song’a sarmıştım. Devamı şurada: http://www.last.fm/user/ElkeSchmitter
Soruda hissettigim kinayeyi gormezden geliyor ve cevap veriyorum: Simdiye kadarki iliskilerim genellikle uzun soluklu oldu ancak nasil ki bu iliski kompedani oldugumu gostermezse, soyledigin uzerinden gidersek, bu da basari sayilmaz.
Evet, ama biraz once sizin yakadaydim; bizimki sizinkinin eline su dokemez… Bu seferki rahmet Anadolu yakasina yagiyor…
Formspring’i ilk anda cok tutmamistim acikcasi ama guzel sorulara verilmis iyi cevaplar bulunca hos gelmeye basladi. gguru misal, yazdim Twitter’da… Gayet guzel bir muhabbet donmus onda.
Tumblr’den okuyana not: Şuradan bakabilirsiniz: http://www.formspring.me/gguru
Onu soylemem ama aldatmadim da diyemem. Simdi sayi verirsem parmak hesabi falan yaparlar, sonra basima is gelir. O sebepten bu kismi geciyorum. Ama soyle soyleyeyim, hic yakalanmadim. (=
Gunahlari boyunlarina, yapmislardir belki ama ortaya cikmadi. Ha, bir terkedilisimde aldatildigimi dusunmustum, o ayri ama resmi rakamlara gore simdilik 0.
“Peki.” harika bir kabulleniştir bana kalırsa… Peki diye başlayan soru cümleleri “evet” cevabını almaya istekli olurlar doğaları gereği… Neden bilmem, bana öyle geliyor en azından.
"Sormak istedin, soramadin. Canini yakmak icin soylemiyorum ama hayir, ben senle henuz hic arinmadim. Fakat isik vardi, hissettim…"
"Bir çingene kadının sırtındaki çocukta gördüm gözlerini. Tuttum bi’ de gülümsedim. Attığı çocuk kahkahaları yerle bir olmama yetti."
…
Anim azdı, belki kendime kadardı. Bir damla bile dökersem biter diye korkup tuttum tüm göz yaşlarımı, gökyüzüne baktım, sızlayan burnumun direğini sıvazladım.
Çingene kadın çocuğuyla aramızda geçenlerden habersiz yola baktı, çocuk ellerini boynuna doladı, kadın çocuğun parmaklarını tuttu. Gözüm mü yanıldı yoksa çocuğun işaret parmağını gerçekten okşadı mı, emin olamadım. Sonra orada kalsın istedim zannettiklerim, ben de cevirdim yüzümü yola.
Akan trafikle geçti gitti insanlar. Yerimde durup baktım arkalarından. Çingene kadın, sırtındaki çocuk, koltuk değnekli amca ve diğer hepsi, hepsi kaybolana dek gözden, baktım. Tümü için bir dilek tuttum.
Kendim için iyi bir dilek bulana kadar yürüdüm. Kaldırımlar yürümekle eskir mi? Eskidi işte. İstanbul onlarca kez ırzına geçilmiş ama bir türlü sevdiğine kavuşamamış yaslı bir kadın gibi dikildi önüme beyaz gelinliği ve kırık dökük incileriyle. Bir zamanlar içinde ne önemli insanlar ağırlamış ama simdi umursanmayan, bakımsız, kırık dökük bir yalı gibi titredi, nefes aldı.
Ben yürürken kaldırımlar, evler ve diğer her şey eskiyiverdi… O ve diğer her şey ardımda kaldı. Çingene kadının sırtındaki çocuk başka birine attı bu sefer kahkahasını. Başka birine gülümsedi.
Aramızda yaşananlar benden çok uzakta, evrenin bir başka yerinde asılı kaldı.
-Elke Schmitter/İstanbul
kafayıtavadaeritti.
by atabek
(via ramdol on 06 28 10)