Latest on twitter:

Elke Schmitter kimdir?

Aslında Avusturya kökenli Alman bir yazar. En ünlü romanı Bayan Sortaris. Türkiye’de de İş Bankası Kültür Yayınları‘ndan çıktı.

Roman ilk çıktığı zaman hatrı sayılır çevreler tarafından yeni yüzyılın Madam Bovary‘si olarak gösterildi ve birçok dile çevrildi.

    • Peki sen neden Elke Schmitter adını kullanıyorsun?

Yine bir gün bir sitede takma isim alırken aynı zamanda adı ve soyadı bölümünü boş bırakmamak gerekiyordu. Sürekli yeni isimler uydurmaktan sıkılmıştım.

O sırada bilgisayarımın yanındaki kitaplarıma göz attım. Edgar Allen Poe, Jorge Luis Borges, İhsan Oktay Anar, Daphne Du Maurier, Elif Şafak, Viktor Pelevin, Adalet Ağaoğlu vb. yazarlar vardı… Hepsi çok tanıdık ve şahsına münhasır isimler olduğu için kullanamazdım.

Sonra yeni aldığım Bayan Sortaris kitabına ilişti gözüm. Yazarı da Elke Schmitter! Harika. Evet, bunu kullanabilirdim. O zamandan bu zamana Facebook dahil her yerde Elke Schmitter adını kullanıyorum. Beni tanıyan, bilen insanlara sözüm: Kendi adım ve soyadımı bir yerde görürseniz o kesinlikle ben değilim. Yanında fotoğrafımı görmeden inanmayın!

    • İnternet üzerinde neden kendi adını soyadını kullanmıyorsun?

Hoşuma gitmiyor. Sürekli adını duymak sıkıcı. Zaten gün içinde yeterince adımla sesleniliyorum. Bununla beraber adımın arama sonuçlarında çıkmasını istemiyorum. İnternetten para kazanıyorum ancak herhangi bir siteden/blogdan kişisel kazanç arzum yok.

Reklam geliri ile hayatımı sürdürmeyi amaçlamıyorum. Pagerank’ımı yüksek tutayım, alemlere akayım demiyorum. Dolayısıyla kişisel sohbetlerimin, içsel devinimlerimden ibaret şeylerin adım ve soyadımla sorgulanabilmesini istemiyorum.

    • Bir şeyde imzanın olmaması rahatsız etmiyor mu?

Hayır, etmiyor. Daha doğrusu imza ise imza işte: Elke Schmitter!

Daha derinine inersek, ismimi marka yapma amacım yok. Gelecek planlarımda da ünlü olma gayesi yok. Söylediğim şeyler … … olarak yer buluyorsa insanların zihninde, Elke Schmitter, yani herhangi biri olarak da değer bulacak kıvamda olmalı. Her kim söylerse söylesin dikkate değmeli. Bu nedenle adımı kullanmıyorum. Buna gerek duymuyorum. Zaten şimdiye kadar öyle aman aman işler de yapmadım.

    • Kendi adını kullanmamanın zorlukları olmuyor mu?

Oluyor tabii ama tam anlamı ile böyle denemez. Normalde beni sokakta, işte, okulda tanımış arkadaşlarımın bile adıma yabancılaşması durumu var. Kaç senelik okul ya da iş arkadaşlarım yolda beni görünce Elkeee diye sesleniyor.

Uzun zamandır görüşmediğim Almanya’ya gitmiş bir okul arkadaşım bir konserde karşılaştığımız gün “Almanya’ya gittiğimde seni arayacaktım ama telefonunu bulamadım” diyor. Nasıl yani dediğimde evlendiğimi ve soyadımın değiştiğini, ismimi de Elke ile uyumlu diye Elke olarak yazdığımı düşündüğünü söylüyor. (Bu kadar teori akıllara zarar tabii. Bu nadir rastlanan bir örnek.)

Komik şeyler de yaşanmıyor değil. Anlatacağım gerçekten çok ilginç. Biraz önce anlattığım gibi, Elke Schmitter Alman bir yazar…

Geçenlerde yazar bir arkadaşımın doğumgününe gittim. Onun vasıtasıyla tanıdığım ve beni daha sonra yazar arkadaşımın listesinden bulup Facebook’una ekleyen tatlı bir kız da vardı doğumgününde. N’aber, nasılsın, hoşbeş derken, iki gün önce kitabımı okuduğunu söyledi. Yazar arkadaşım, ben ve kız birbirimizin yüzüne gülümseyerek baktık. Sonra kız hikayeyi anlatmaya başladı. Direkt onun ağzından anlatıyorum:

“Sabah çok erken bir saatte uyanmıştım. H. da uyuyordu. (Yazar arkadaştan bahsediyor) Biraz kitap okuyabilirim dedim ve kütüphanesine göz attım. Sonra Bayan Sortaris’i gördüm ve ‘Aaa, Elke kitap mı yazmış’ deyip bir heves kitabı okumaya başladım. H. kalktığında kitabın ortalarını geçmiştim.

H. ‘ne yapıyorsun’ diye sorduğunda ‘Elke’nin kitabını okuyorum’ dedim. ‘Nasıl buldun’ diye sordu, ‘gayet iyi gidiyor şu ana kadar’ dedim, güldü. O ana kadar ben seni hep Elke diye biliyormuşum. Yani hiç sorgulamamıştım adını ve soyadını. Facebook’ta da hep öyle iletişime geçtiğimiz için aklıma gelmedi Elke olmayacağın. Sonra H. ‘o Elke’nin değil’ deyince kitabı bıraktım. Bayağı bir güldük ama.”

    • Facebook vb. platformlarda zor olmuyor mu seninle iletişime geçmeleri?

Hayır, aksine benim için çok daha iyi. Elke Schmitter’den haberdar olmasından rahatsız olmayacağım insanlar zaten biliyor ve ulaşıyor bana. Bunun dışında bana ne kendi adım ne de Elke Schmitter olarak ulaşmasını istemeyeceğim insanları internet üzerinde kendimden uzak tutmamı sağlıyor bu isim değişikliği.

Gerektiğinde ben insanlara ulaşıyorum. Eğer bunun aksi olsaydı ve kendi adımı kullansaydım ne arkadaş listeleri ile başedebilir, ne rahat rahat fotoğraf yükleyebilir ne de özgürce saçmalayabilirdim.

    • Gerçek hayatında ne yaptın/ne yapıyorsun?

İstanbul’luyum. İçinden! Hayatım İstanbul’daki 4. Levent - Taksim metrosu aralığında geçti. İşlerim, okullarım hep bu aralıkta yer aldı. Bir tek üniversite/konservatuvar karşıdaydı. Anadolu yakası deneyimimin içine ders saatleri dışında orada olmak dışında bir şey girmedi.

Konservatuvarda okudum. Okul bitmeden … gazetesinde kültür sanat servisinde muhabir olarak çalışmaya başladım. Sonrasında bir sivil toplum kuruluşunun çıkardığı dergide editörlük yaptım. Sadece son kontroller değildi işim. Hem foto-muhabirlik hem muhabirlik hem editörlük birarada gitti.

Ardından sektörel dergicilik girdi hayatıma.

Muhabirlik, foto-muhabirlik ve editörlük dışında hiçbir işe yaramadım.

Bir gün içinde olmaktan memnun olduğum internet ile ilgili ilginç bir fırsat çıktı karşıma. Yayıncılıktan mutsuz değildim ancak kriz herkesi oradan oraya savuruyordu.

Bir internet portalı projesi vardı. Hadi bakalım deyip tekliflerine evet dedim ancak aylar sonra hem proje yönetiminin hatalı oluşu hem de ortakların anlaşmazlıkları yüzünden proje suya düştü. Herkes kendi evine gitti.

En sonunda öncelikli işin ne olduğunu bilmeden büyük bir e-satış sitesinin editörlük ilanına başvurdum. Aslında önceki portalın e-satış üzerine oluşu bunun üzerine gidebileceğimi düşündürmüştü bana. Çok küçük de olsa e-satışın ne olduğuna dair artık bir fikrim vardı.

İnterneti seviyordum, bilgisayarla aram iyiydi, vs. Eğitimim doğrultusunda senaryo yazmak, bir tiyatro oyunu sahnelemek, sinema eleştirmenliği (!) yapmak, prodüksiyonlarda yer almak da yakın gelecek planlarımda yer almıyordu.

Ancak o zamanlar kafam o kadar dağınıktı ki, başvurduğumun ertesi günü sabah 09:30 civarı aradıklarında iki gün önce aldığım ürünle ilgili arıyorlar zannettim. Ürünle ilgili bir problemin olup olmadığını sormak için aradıklarından (!) ‘ürün elimize ulaştı, bir sorun yok’ deyiverdim telefonda. İçimden de ne güzel şirket, müşteri odaklı çalışıyorlar diye geçiriyordum o esnada.

Başvurdum da başım mı yarıldı? Aksine, e-satış sitesinin altından daha önce adını onlarca kez duyduğum, hakkında çoğu çevre tarafından güzel şeyler söylenen bir kişinin ismi çıktı. Onun önderliğinde şeker mi şeker, Türkiye’de bir ilk projenin içinde editör olarak yer almaya başladım.

Başlarda çok zorlandım, debelendim, mutsuz oldum. Sonra çok şey öğrenip, kendimce çok yol kat ettim, deneyim kazandım. Şimdi hala oradayım.

Hala bir sürü şey öğreniyorum. Sanırım hayatım boyunca öğrenci formundan çıkamayacağım.

    • Son olarak?

Hepinizi seviyorum. İyi ki varsınız!